22 Ekim 2010 Cuma

Hagi'nin Adının Olduğu Yerde...

I have lost myself again
Lost myself and I am nowhere to be found,
Yeah, I think that I might break
I've lost myself again and I feel unsafe...


"G.Saray benim için o kadar önemli ki, oğlumun doğum gününde bile G.Saray için buradayım, oğlumun yanında değilim." sözleriyle başladı Hagi'nin üçüncü Galatasaray macerası bugün, resmen... Zor günlerimizde kendimizi iyi hissetmek ve mümkünse ayakta durabilmek için dostlarımızı görmek isteriz yanımızda. Futbol kulüplerinin sıklıkla yaptığı şey de budur aslında. İşler sarpa sardığında yeni bir hava yakalamak için çaresizlik içinde başvurulan ilk adres kulübün efsane mertebesine yükselmiş isimleridir. Sadece Galatasaray yapmıyor bunu... Fakat bunu yapanların içinde Galatasaray'ın da yer alıyor olması, benim bu durumu makul görmemi sağlamıyor ne yazık ki.

Hagi'yi çok severim... Blogumun girişine formasını asıp, ondan alıntı yapacak kadar seviyorum işte. Galatasaray deyince Bülent Korkmaz ile birlikte nazarımda en değerli iki isimden biridir. Bu adamlarla büyüdüm ben. Bülent'in kolunu feda edişini, Hagi'nin takımın oyundan düştüğü anlarda yaptığı bir hareket ile hem takımı hem de tribünleri şaha kaldırışını nasıl unutabilirim ki? Fakat unutmadığım başka şeyler de var. Hagi'ye 2004'de, Kaptan'a 2009'da devredilen enkazları da unutmam mesela... Kulüp efsanelerinin camianın ihtiyacına sırt dönemeyeceklerini bilmeleri ve yöneticilerin bundan faydalanmalarını çok aşağılık bulurum. Her iki ismin de kulüpdeki kısa süreli teknik adamlık öykülerinin nasıl sonlandığını çok iyi biliyoruz.

Rijkaard'ın gidişi dolayısıyla üzüntüm büyüktür. Rijkaard'ın yerinin Hagi ile doldurulmasına karşı hislerim de farklı değildir. Taraftar psikolojisi çok farklıdır. 5 sene evvel "İstifa" sesleriyle uğurlanan Hagi, bugün Florya'da "I Love You" sesleriyle karşılanabiliyor. Söz konusu futbol olduğunda Türk insanının geçmiş ve gelecek bilinci kaybolur. Bu ülkede önemli olan günü kurtarmaktır. Bir nevi Carpe Diem... Gerisi boş laf.

Peki Gheorghe Hagi günü kurtarabilir mi? Bunun cevabını Hagi değil, Galatasaray yönetim kurulu vermelidir. Zira ortada kurtarılacak bir gün bile bırakmamış olanlar bizzat kendileridir. Fakat zamanı geldiğinde şartlar oluştuğu takdirde, teknik heyeti günahkeçisi ilân edip darbe yapmak konusunda durup düşünmeyeceklerdir bile. Galatasaray, kendisini Galatasaray yapan değerlerden gün be gün uzaklaşmaktadır. Karşı olduğum şey de budur. Yoksa Hagi'nin göğsü üzerinde duracak Galatasaray arması her koşulda kabulümdür.

Hülasa, daha önce zilyon kere izlediğimiz bir film yeniden vizyona girmiş oldu. Eğer elimizdeki versiyon bu kez yönetmenin kurgusu ise ve içinde alternatif sonu taşıyorsa, biraz umut etmek için hakkımız da var demektir. Ne de olsa Hagi'nin olduğu yerde Galatasaray, Galatasaray'ın olduğu yerde de umut var.

Help, I have done it again
I have been here many times before
Hurt myself again today
and, the worst part is there's no-one else to blame

1 yorum:

www.sonvagon.blogspot.com dedi ki...

Fenerbahçelileşmemeliyiz!

Daha önce zor durumlarda GS galibiyeti alıp günü kurtaran FB gibi yapıp sorunların üzerini kapatmamalıyız! 10 yıllık serinin bozulması bizi kaf dağına çıkartmamalı, sorunları masaya yatırmalı ve geleceğe sağlam adımlar atabilmeliyiz.

www.sonvagon.blogspot.com